Animeler ve hakklarındaki düşüncelerim
Ekstra bir açıklamaya ihtiyaç duymuyorum :D
Anob
7/2/20263 min read
Animelere başlama hikayem
Merhabalar tekrar ben. Yaklaşık 10 dakikalık aradan sonra tekrar beraberiz. Tabii ki siz herhangi bir ara görmediniz. Neyse bu yazıda bahsetmek istediğim şey animeler. 2021 Şubatının sonunda tanıştım ben bu kavramla. Bir akrabam önermişti bana ama ilk başta izlememiştim. Sonrasında karantinada sıkıldığım bir günde Close Enough isimli diziyi izlemeye başladım. Regular Show (Türkçesiyle Sürekli Dizi) izlemeyi çok sevdiğim için aynı yaratıcıdan olan bu diziyi de izleme kararı aldım. Birkaç bölüm izledikten sonra sarmadığına karar vererek izleyecek başka şeyler aramaya başladım. Sonrasında aklıma bir akrabamın önerdiği Attack on Titan'ı izlemek geldi. İlk bölümünü açtım ve gerçekten ilgi çekiciydi. Haterlarının aksine ben gerçekten çok iyi bir anime olduğunu düşünüyorum. Merak etmeyin başka bir sürü anime izledim ve onun dışında da beğendiklerim var. Ama Attack on Titan en sevdiğim 3 animeden biri ve bu değişmeyecek. Çünkü gerçekten aslında çok düşünülerek yazılmış bir eser. Fazlasıyla detaylı ve neredeyse çelişmeyen bir hikayesi var. Haterlarını da anlamıyorum aslında sırf popüler diye sevmiyorlar bence. Ana konumuza dönersek ilk animem Attack on Titan'dı ve gerçekten beni çok etkiledi. Onu izledikten sonra Japon kültürüne ve diğer animelere merak saldım. Henüz Japonya'ya gidemesem de başka bir sürü anime izlediğimi söyleyebilirim.
Diğer animeler
Evet gelelim diğer animelere. Attack on Titan'dan sonra izlediğim ilk anime A Place Further Than The Universe'tü. Bundan çok memnun olduğum söylenemez. Instagram'dan bir kesitini görüp izlemeye karar verdiğim bir animeydi ve açıkçası çok da bana göre değildi. Seriyi bitirdim mi onu da hatırlamıyorum. Ondan sonra Demon Slayer izlemeye karar verdim ama ona fazla dayanamamıştım o zamanlar. Birkaç bölüm izleyip bıraktım. Sonrasında geri döndüğümde ilerleyen bölümlerde sardığına karar verip izleyebilmiştim. Ondan sonra izlediğim anime de galiba Akame ga Kill!'di sanırsam. Hepsini kronolojik olarak hatırlayamıyorum doğrusu. Böyle devam etti ama Attack on Titan'dan sonra beni gerçekten etkileyebilen iki tane anime oldu. Biri Steins;Gate diğeri ise Clannad. Steins;Gate gerçekten zaman yolculuğu konusunu ve zaman yolculuğunun olası sonuçlarını başarılı bir şekilde anlatıyor bana göre. Bir de gerçek hayatta yer alan John Titor, IBM 5100 (Dizideki ismiyle IBN 5100) ve CERN (Dizideki ismiyle SERN)'e değinmeleri gerçekten ilgi çekici. Clannad ise tamamen lise romantizmi ile dramı birleştiren bir havada başlıyor aslında. Ama özellikle ikinci sezon olarak geçen Clannad After Story'de dramın dibine vuruluyor. Ve bu çok doğal bir şekilde yapılırken alışılmışın dışında bir dinamikle sunuluyor bize. Bir de benim için efsane olan soundtracklerine değinmezsem olmaz. Bu iki animenin de yeri bende ayrı. Tesadüf mü bilmem bu ikisi de manga değil görsel roman uyarlaması. Ve bu benim satın alabileceğim fiziksel kopyalarından mahrum bırakıyor maalesef. Aslında CD olarak oyunları var ama zor bulunuyor. Manga koleksiyonu yapmayı seven biri olarak benim için dezavantaj denilebilir. Ama her ikisinin oyunları da Steam kütüphanemde bulunmakta. Neyse değinmek istediğim bana göre fazla abartılan animeler var. Jujutsu Kaisen. Bazıları (hatta çoğunuz) bana kızabilir ama beğenmiyorum işte. İlk 16 17 bölümünü izledim ama bir türlü beğenemedim. Sanki güç sistemi dünyaya iyi adapte edilememiş gibi. Bir şeyler oluyor ama sadece ekran önünde olan insanlar bunu biliyor. Bu beni çok rahatsız ediyor. Aslında neredeyse aynı konuya sahip olan Chainsaw Man'i de seviyorum. Belki de orada olanlar bütün dünyayı etkilediği içindir bilemiyorum. Ama aklıma insanların çok sevip benim sevmediğim (yani benim için abartılan) bir Jujutsu Kaisen geliyor nedense. Birkaç kere tekrar izlemeyi denedim ama olmuyor işte. Nefret ettiğim bir seri de değil tabii. Sevenler sevebilir ama ben izleyemiyorum. İnsanların sevmeyip benim sevdiğim örnek göstermek istersem de galiba My Hero Academia diyebilirim. İnsanların kendine has özel güçleri olması gayet güzel bir mantık. Ama açıkçası The Boys dizisindeki gibi yozlaşan süperler göremiyoruz. Yani aslında süper güce sahip insanlar kötü oluyor ama süper kahraman olan insanların kötü insanlar olduğunu göremiyoruz. Aslında tamamen 18 yaş ve üzerini hedeflemediği için bu temayı onlardan beklemek de biraz haksızlık olur gibi. O yüzden dünyası gerçekten ilgi çekici ve bence nefret edildiği kadar da kötü değil. Galiba bu konu hakkında yazabileceğim şeyler şimdilik bu kadar. Sevdiğim animeler hakkında detaylı yazılar da yazacağım ama şu an değil. Diğer yazılar için beklemede kalın :D Sonraki yazılarda görüşmek üzere...
AnobBlog
Sadece amaçsız
© 2026 AnobBlog-Kendim için yazıyorum.
